Fotoğraflarla Dünyayı Gezmek, Kültürleri Tanımak

İnternetten Önce (İ.Ö.) yapılanlardan biri de şuydu: Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, bir fotoğraf makinesi edinerek gittiğiniz her yerde en beğendiğiniz yerlerin, anların fotoğraflarını çekerek, kendinizce fotoğraf sanatıyla iç içe olurdunuz. 
İnternetten Sonra (İ.S.) kimileri bu tarz anlayışı sürdürse de, işi kolaylaştıran internet sayesinde herkes bir biçimde fotoğraf konusuyla ayrılmaz ikili durumuna gelmiş oldu..


İnternetten Önce (İ.Ö.) yapılanlardan biri de şuydu: Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, bir fotoğraf makinesi edinerek gittiğiniz her yerde en beğendiğiniz yerlerin, anların fotoğraflarını çekerek, kendinizce fotoğraf sanatıyla iç içe olurdunuz. 


İnternetten sonra (İ.S.) kimileri bu tarz anlayışı sürdürse de, işi kolaylaştıran internet sayesinde herkes bir biçimde fotoğraf konusuyla ayrılmaz ikili durumuna gelmiş oldu..

Şimdi dünyanın her yerinden herkes elindeki mobil telefonlarla veya kameralarla fotoğraflar, videolar çekiyor; canlı yayınlar yapabiliyorlar. Yine dünyanın herhangi bir yerinden bir kimse görmediği yerleri o paylaşımlar sayesinde anında görmüş oluyor.  

Söylendiği gibi, dünya global bir köy olmuş durumda. 

Ben de fırsat buldukça Youtube üzerinden yapılan canlı yayınlara göz atarım. Dünyanın herhangi bir yerinden çoğu canlı yayınlar, farklı coğrafyaların farklı kültürlerini görme, tanıma fırsatı verir. 
Bu yayınlardan eğer merak ettiğim yerlere ait olanlar varsa daha da ilgimi çeker. Çünkü orası ile ilgili anlatılanın, söylenenin dışında, kendimce tanık olduğum daha doğal görüntülere tanıklık etmiş olurum.

 
Böylece kendi yargılarımda daha objektif ve seçici olma özgürlüğümü yaşamış olurum. Canlı yayın videolarda görüntüler akıp giderken, öylesine kareler geçiyorki, durdurup ekran görüntüsü (screenshot) alırım. Bir anlamda oradaymışım gibi fotoğraf çekmiş oluyorum.

Farklı zamanlarda biriktirdiğim ve 'hakkında yazı yazılabilir' dediğim ekran görüntüsü özel karelerden bazılarını sıralıyorum.

New York'ta bir alışveriş merkezinde yeni yıla giriş haftasında yapılan etkinliklerden.
Birincil amaç yeni yılı mutlu karşılamak olsa da, büyük çoğunlukla satışa dönük
hazırlanmış mağaza eğlenceleri büyük küçük herkesin ilgisini çekecek düzeyde.

Burası Japonya. Youtube'da her sabah canlı yayın yapan Yoshimyan. Evimizin bir çocuğu gibi
karşımızda her sabah. Bazen mutfağında Japon lezzetleri de sunuyor bizlere. İşte o da 2026'ya
dünyanın farklı ülkelerindeki insanlar gibi yeni yılı kutlamaya hazırlandığı an.
Elinde beyaz bir çam ağacı. Anlaşılan, ışığı yansıtan bu nötr renkle beklentisini de vurgulamış oluyor.: Saflık, temizlik, masumiyet, sadelik ve huzur.

New York'ta Manhattan'da bulunan 341hektarlık (843 dönüm) 'Central Park'. 
Kentin nefes alıp veren ciğerleri. Bir kış günü 'Dinomite Twins IRL' adlı ikiz Youtuberlar, 
New York caddelerinin yoğun temposunda bizi gezdirdikten sonra o meşhur parkta sessizliğe
adım attırıyorlar.

Dünyanın bir başka yerinde bir karnaval. Burası İspanya'nın Malaga şehri.
 Her Şubat ayında, Malaga sokakları binlerce insanın şehrin en çılgın festivalini kutlamak için bir araya gelmesiyle payetler, tüyler ve renklerle dolu bir cümbüşe dönüşüyor.
Yaklaşık 10 gün boyunca, hicivli şarkılar taş döşeli meydanlarda yankılanıyor, drag queen'ler yerçekimine meydan okuyan topuklu ayakkabılarla yarışıyor, yerliler çılgın kostümlerle son derece yaratıcı oluyor ve haftanın sonunda, devasa bir hamsi sahilde alevler içinde sonunu buluyor.


17 Mart 2026 günü New York caddelerinde İrlandalıların geçit töreni.
Her yaştan İrlandalıların bir arada olduğu bir şölen. 
Bu, İrlanda'nın en önemli özel günü ve ulusal bayramı.
Her yıl 17 Mart'ta kutlanan 'Aziz Patrick Günü' (St. Patrick's Day).
İrlanda'nın koruyucu azizini anan bu günde insanlar yeşil giyinir,
geçit törenleri düzenler ve festivallerle İrlanda kültürünü kutlarlar.

İngiltere'nin Liverpool şehrindeki bu mekan hep ilgimi çekmiştir.
'Coopers Town House' adlı bu cafe, çoğunluğu yaşlılardan oluşan müdavimleri ile
dikkati çekiyor. Fakat en önemli özelliği isteyen müşterinin istediği şarkıyı söyleyebilmesi.
İsteyene mikrofon veriliyor ve mekanın müzikleri bu sayede hiç kesintisiz sürüyor.
Herkes katılımcı, herkes anı yaşıyor. İsteyen dansını yapabiliyor. 

Burası İngiltere'ye bağlı Wight adası. Adada Ventnor adlı yerdeki bir berber dükkanı.
Vitrin camına dikkat ettiğinizde 'Turkisg Barbers' yazısını göreceksiniz.
Vitrin ise fes, nargile ve bir kahve fincanı ile dekore edilmiş. 
bazı İngilizlerin adadan haberinin olmadığı halde
bir Türk girişimci ve emekçi berber ustasının oraya yerleşmiş olması da enteresan.


Bu Sitede yayımlanan yazı ve görsellerin fikri sorumluluğu eser sahiplerine aittir
 Bu içerik Kotbas Art Colors (Art Studies) tarafından derlenmiştir.
Daha yeni Daha eski