Hakkında

Güncelleme: 06.08.2017
Muammer KOTBAŞ
- İlk, orta ve lise öğrenimini Trabzon'da tamamladı.
- İlk karikatürü 1981'de Karadeniz Gazetesi'nde (Trabzon) yayımlandı
- Bunu; dönemin önemli mizah dergileri ÇARŞAF, GIRGIR ve FIRT izledi.
- Karikatür konusunda ilk eleştirilerini Hikmet AKSOY'dan aldı.
- Trabzon'da ve Samsun'da yerel gazetelerde, dergilerde çalıştı.
- İstanbul'da Gırgır, Fırt ve Fesat mizah dergilerinde çalıştı.
- Üç farklı şehirde 6 kişisel sergi açtı.
- Dokuz ayrı şehirde 14 açık alan sergileri gerçekleştirdi.
- Kitap resimleme, kitap kapağı, logo-amblem, afiş ve broşürler çizdi.
- Karikatürcüler Derneği üyesidir. Bir süre, derneğin Trabzon Temsilcisi olarak görev yaptı. (1984)
- Merkezi Trabzon'da bulunan Mizah Sanatı Derneği (2011) kurucu üyesidir.
13'ü yurt dışından olmak üzere toplam 56 ödülü ve yine yurt içi / yurt dışından aldığı onlarca  diploma, sertifika, katılım, teşekkür ve başarı belgesi var. 
Eserleri bir çok albümde yer aldı.

- - -
11 Mayıs 1979
Trabzon

Dönüm Noktaları


- Eğitim öncesi çizgiye olan ilgisi, ilkokulda resim ağırlıklı olsa da, çizginin komik yanını ortaokul yıllarında keşfetti.  Ders esnasında defterlerine çizdiği komik tiplemelerle arkadaşlarının dikkatini dağıttığı ve gülmelerine neden olduğu için derslerden atıldı.
-Lise yıllarında da çizmeyi sürdürdü. Lise son sınıfta iken; mizah yazıları yazan bir arkadaşıyla hazırlayıp, okul panosunda sergilediği 'Mizah Köşesi' başlıklı, karikatürler ve yazılar, öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Fakat izinsiz olduğu gerekçesiyle eserleri 2 saat sonra panodan indirildi.. Disiplin tehdidi ile idareye sevkedildiler.. İhtar cezası aldıkları bu olay, O'nun karikatüre daha da istekle sarılmasını sağladı.. 
-O yıllarda sokaklarda anarşi ve terör; sosyal yaşamı olumsuz etkilerken, okullarda da eğitimi aksatıyordu. Mizah üreterek insanları sanatla buluşturmak olumlu bir çabaydı ve öğretmenlerinin bu güzelliğe duyarsız kalmaları O'nu fazlasıyla üzmüş ama bir o kadar da hırslandırmıştı.


 -Mezun olduktan sonraki 2 (iki) yıl karikatürden hiç kopmadı. Sadece çiziyor fakat çizim ucu olan 'Tarama Ucu'nu henüz tanımıyordu. İlk öğrendiği Rapido çizim kalemi de O'na pahalı geliyordu. Tanıdığı bir arkadaşı kırtasiye dükkanında çalıştığı için, uygun bir anda Rapido'yu oradan çalmayı düşünse de bunu hiç denemedi. Bir lise arkadaşından (o günün parasıyla)  500TL. borç alıp ilk Rapidosuna kavuştu. Yaklaşık bir yıl sonra da tarama ucuyla tanıştı.
Şubat 1981
Karadeniz Gazetesi

-*İlk karikatürlerini Karadeniz Gazetesi'nin TAKA Mizah Sayfası'na gönderirken; şehir merkezinde hemen varabileceği gazeteye, şehiriçi postayı kullanarak gönderdi. Daha sonra, aynı gazetedeki tanıdığı haber muhabiri arkadaşıyla elden göndermeyi sürdürdü.

-Bir kaç hafta sonra, TAKA editörü Hikmet AKSOY tarafından gazeteye çağrıldı.. Randevu günü; gazete binasına yakın, bir arkadaşının dükkanındaydı ve kafası oldukça karışıktı. Görüşmeye gitmek istiyor fakat çekingenliği ve heyecanı buna engel oluyordu. Dakikalar kala arkadaşının ısrarıyla zor da olsa gitti ve ilk yapıcı eleştirileri de Hikmet AKSOY'dan almış oldu. (26 Şubat 1981)
-Samsun'da üniversite eğitimine Almanca Öğretmenliği bölümünde başladı. (1982)
-İlk yıl sonunda arkadaşları vize sınavlarına hazırlanırken; O, ilk karikatür sergisini hazırlamanın heyecanını yaşıyordu. 'Çevrekonulu bu sergiyi Trabzon’da açtı. (1983
-1986'da üniversite eğitimini terk ederek Trabzon'a döndü. Açık Öğretim Fakültesi'ne (AÖF') kayıt yaptı. Fakat son sınıfta bu okulu da bıraktı.
-KARADENİZ Gazetesinde mizah ve sanat sayfaları hazırladı. Günlük karikatürler çizdi. Pikajör olarak çalıştı. (1986-1987)

Mart 1981
Karadeniz Gazetesi
- Daha sonra KUZEY HABER Gazetesinde pikajörlük, mizah sayfası hazırlayıcısı ve çizer olarak çalıştı. (1988)
- 1988'de 4 arkadaşıyla kurdukları 'Seranderliler Sanat Grubu' ile Dikili, Rize ve Trabzon'da; 1989'da ise bir arkadaşıyla kurduğu 'Argonotlar Sanat Grubu' ile yine Dikili ve Trabzon'da açık hava sergileri açtı.

    'GIRGIR' dergisi
    1989
  • Kasım/1989'da 'Gırgır Dergisi ile kardeş yayın kuruluşu olan 'Fırt Dergisi'nde çalışmaya başladı. Oğuz ARAL ve ekibinin ayrılmasından sonra, Ertuğrul AKBAY yönetiminde bir süre çizmeye devam etti. Kalacak yeri olmadığından, dergi binasında kalıyor, bazen sandalyeler üzerinde bazen de yerde gazete kağıtları üzerinde uyuyordu.
  • Yeni bir dergi oluşumu için bir grup karikatürcü arkadaşıyla GIRGIR'dan ayrıldı. İki aylık bir hazırlık sürecinde de bu yeni dergi bürosunda zor koşullarda yattı. Dergi son aşamaya gelmiş olmasına karşın, finansör desteğini çekmesiyle dergi çıkamadan sonlandı ve yeniden Trabzon'a döndü.
    Otostop-1994
  • 'Otostopla Türkiye'yi Dolaşarak Karikatür Sergileri Açmak' fikrini geliştirip, Ağustos/1990'da karikatürlerini yanına alarak ve çok küçük bir miktar parayla yaklaşık 2,5 ay sürecek bir otostop yaptı. Bu kez de gittiği uygun yerlerde sergiler açtı. Parklarda, banklarda, otogarlarda uyudu.. 1992, 1994 ve 1995'de de otostop yaparak Türkiye'nin büyük bir bölümünü, karikatürle iç içe gezmiş oldu.

Sergi paketi
- Trabzon'a döndükten sonra, kurucuları arasında yer aldığı 'HAMSİ Dergisi'ni yayınladı. . (Aralık/1990)

- 1994’de; Tamer KÜÇÜK’le hazırlayıp, 4 çizer arkadaşının da katkılarıyla oluşturduğu ve dünyada bir ilk olan, ‘MASAÜSTÜ Karikatür Sergisi’ni açtı. (Ganita Çay Bahçesi- Trabzon)

  • 1995'de KARADENİZ OLAY Gazetesinde muhabir, mizah sayfası hazırlayıcısı ve çizer olarak çalıştı.

  • Aliağa'da sergi
    İzmir-1994

  • Çalıştığı gazetelerin hiç birinde, söz verildiği halde sigortalı yapılmadı.
1995/2001 yılları arasında (TST) Trabzon Sanat Tiyatrosu'nda oyuncu olarak rol aldı. Sahne tasarımları yaptı. Çalıştığı tiyatronun ve Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun afiş ve broşürlerini hazırladı. 

- 1997'de tekrar İstanbul'a gitti ve bu defa 'FESAT Mizah Dergisi'nde karikatür çizmeye başladı. Kalacak yeri yine dergi binasıdır ve çatı katında yatar. Bir kaç ay sonra dergi kapanınca yine Trabzon'un yolunu tuttar.


'Belâ'
Trabzon Sanat  Tiyatrosu
25 Nisan 1998

- Karikatürle yoğun olarak gazete ve dergilerde çalıştıktan sonra, 2003 yılında 3. defa İstanbul’da aldı soluğu.. Üç ay iş bulamadı, kötü ve zor koşullarda yaşadı. Trabzon’ a dönünce şehirle bağlantısını keserek eve ve kendi içine kapandı. Üretimini durdurmadı yinede.  Yağlı boya resim çalışmaya başladı. Yazılar, şiirler yazdı.. Notlar aldı yaşama ve insana dair. Biriktirdi.. biriktirdi..
2006’da Ankara’ya yerleşti. 



'Bürokratlar'
Trabzon Sanat Tiyatrosu
(2000)

- Çalışmalarını bağımsız olarak sürdürmekte.



- - -
Hazırladığı Mizah sayfaları
- TAKA Mizah Sayfası, (Karadeniz Gazetesi- 1986,1987)
- DEVE Mizah Sayfası, (Kuzey Haber Gazetesi- 1988)
- KAYGANA Mizah Sayfası. (Karadeniz Olay Gazetesi- 1995)
- İÇLİ TAVA, (Türksesi Gazetesi-1996)
- BİLEŞKE Dergisi, (1996, 1997)
- NEM Mizah Sayfası, (Günışığı Dergisi, ortak çalışma-1999,2000)
- KİVİ, (Türksesi Gazetesi2002) 

Hazırladığı Sanat Sayfaları
- Karadeniz Gazetesi, (1986)
- Karadeniz Olay Gazetesi, (1995)
Yazılarının Yeraldığı Yayınlar
- Karadeniz,
- Sahil, 
- Karadeniz Olay,
- Türksesi gazeteleri;
- Bileşke,
- Günışığı,
- Toplum,
- Karadeniz Günüğü,
- KTÜ İİBF dergileri
- Karikatür Bülteni
'Trabzon'dan Trabzon'a'
(İlüstrasyonlar)

Albümleri
- 'Yökname', (1985, Sönmez YANARDAĞ ile ortak)
- 'Çizgidinleti', (1987,Engin Deniz ERBAŞ ile ortak)
- 'Trabzon'dan. Trabzon'a', (2001)
'Nafile Dünya'-1995
Trabzon Sanat Tiyatrosu

Rol Aldığı tiyatro Oyunları
- 'Nafile Dünya', (Trabzon Sanat Tiyatrosu-1995)
- 'Denizde Ala Köpek', (Trabzon Sanat Tiyatrosu-1996)
- 'Bela', (Trabzon Sanat Tiyatrosu-1998)
- 'Bürokratlar', (Trabzon Sanat Tiyatrosu-2000)
Çalıştığı Yayınlar

Gazeteler:
- Karadeniz (1986,1987, Trabzon)
- Kuzey Haber (1988, Trabzon)
- Türksesi (1989 ve 2002, Trabzon)
- Trabzon Ekspres (1994, Trabzon
- Karadeniz Olay (1995, Trabzon)
- Haber (1985, Samsun)
Dergiler:
- Yörem (1995, Trabzon)
- Bileşke (1996,1997,Trabzon)

Mizah Dergileri:
- Gırgır, (1989-1990, İstanbul)
- Fırt, (1989-1990, İstanbul)
- Hamsi, (1990-1992, Trabzon)
- Fesat, (1997, İstanbul)

Çizgilerinin Yeraldığı Yayınlar

Gazeteler:
- Karadeniz -(Trabzon)
- Kuzeyhaber -(Trabzon)
- Durum -(Trabzon)
- Türksesi -(Trabzon)
- Bayram -(Trabzon)
- Trabzon Ekspres -(Trabzon)
- Sahil -(Trabzon)
- Karadeniz Olay -(Trabzon)
- Yörem -(Trabzon)
- Kuzey Ekspres -(Trabzon)
- Haber -(Samsun)
- Ondokuzmayıs -(Samsun)
- Ekip, Manşet -(Samsun)
- Hürriyet -(İstanbul)
- Bulvar -(İstanbul)
-Türkiye -(İstanbul)
- Sokak -(İstanbul)
- Yeni Evrensel -(İstanbul)
- Güney Haber -(Adana)
- Pazartesi -(Adana)
- Express -(Adana)
- Yeni Asır - (İzmir)
- Ortam(KKTC)
- Eynesil(Giresun)

Dergiler:
- Gırgır (İstanbul)
- Fırt (İstanbul)
- Çarşaf (İstanbul)
- Milliyet Sanat (İstanbul)
- Limon (İstanbul)
- Viya (İstanbul)
- S. A. (İstanbul)
- Fesat(İstanbul)
- Sıfır (Ankara)
-Tüketici (Ankara)
- Tüketici Bülteni (Ankara)
- Standart (Ankara)
- Osiad (Ankara)
- Yoğunluk (Ankara)
- Kıyı (Trabzon)
- Karadeniz Spor (Trabzon)
- Hamsi, Katılım (Trabzon)
- Yörem (Trabzon)
- Toplum (Trabzon)
- Zumur (Trabzon)
- Bileşke (Trabzon)
- Tebliğ (Trabzon)
- Karadeniz Günlüğü (Trabzon)
- Günışığı (Trabzon)
- Kadının Adı Olmalı (Trabzon)
- Kılçık (Samsun)
- Samsunspor (Samsun)
- Tebessüm (Denizli)
- Özel Serhat Lisesi Dergisi - (Van)
- Yom Sanat - (Konya)
- Aksu - (Giresun)
- Akrep -(KKTC)
- Bostoons The Mag- (USA)   
 - Fena Mizah- (İstanbul)                 

Hazırladığı TV Programı:
- Kuzey TV'de "Mizah Bakkalı"., (Hakan Sümer'le- 1994)
Hazırladığı Radyo programı:
- Genç Radyoda iki programa metin yazarlığı- (1992)

Yeraldığı Antolojiler
- '75.Yılda Türk Karikatürü' kitabı- (Semih BALCIOĞLU, İş Bankası Yay. İstanbul-1999)
- 'Trabzonlu Ünlü Simalar ve Trabzon'un Ünlü Aileleri'- (Mehmet Akif BAL, Çatı Yay.,          İstanbul-  2007)
- 'Trabzonlu Meşhurlar Ansiklopedisi'- (Hüseyin ALBAYRAK, Vadi Yay., Ankara-2008)
- 'Bir Şiirdir Trabzon-Osmanlıdan Günümüze Trabzon Şiir Antolojisi'- (Mehmet Akif BAL, Ankara-2009)
---


Ödülleri:
1983- Erzurum- Atatürk Üniversitesi- Mansiyon
1985-Trabzon- Kuzey Haber Gazetesi- Mansiyon
1985-Erzurum- Atatürk Üniversitesi- Mansiyon
1985-Samsun- Ondokuzmayıs Üniversitesi- 1.lik
1985-Samsun- Ondokuzmayıs Üniversitesi- 1. Mansiyon
1985-Samsun- Samsun Belediyesi- 1.lik
1988-Trabzon- Gazeteciler Cemiyeti- Teşvik
1988-İzmir- Kültür ve Sanat Derneği- 2.lik
1989-Ankara-Türk Standartları Enstitüsü- Seçici Kurul Özel Mansiyonu
1989-İstanbul- Kimya Mühendisleri Odası- Beğeni
1999-İstanbul- Üsküdar Belediyesi- Başarı
1991-Ankara- Türk Standartları Enstitüsü- Dört Eşit Ödül
1992-Trabzon- Gazeteciler Cemiyeti- Başarı
1992-Çorum- Haber Gazetesi- 2.lik
1994-Çorum-Ticaret Ve Sanayi Od-Karikatürcüler.Derneği Özel Ödülü
1998-Bursa- Rotary Kulübü- 3.lük
1998-Bursa- Yıldırım Belediyesi- Özel Ödül
1999-Burdur- Müze Müdürlüğü- 1.lik
1999-İzmir- Veteriner Hekimleri Odası- Başarı
2000-Trabzon- Gazeteciler Cemiyeti- Başarı
2000-Burdur- Müze Müdürlüğü- Bur.Gaz. Öz. Ödülü
2000-KKTC-Lefkoşa Sağlık Müdürlüğü- 1.lik
2001-Trabzon- Gazeteciler Cemiyeti- Başarı
2001-Bursa- Orhangazi Kaymakamlığı- Başarı
2002-Bursa- Orhangazi Kaymakamlığı- Mansiyon
2003-Trabzon- Akçaabat Belediyesi- 2.lik
2003-İstanbul- Beşiktaş Belediyesi- Mansiyon
2004-KOREA-Seoul 13. Daejeon- Onur Ödülü
2005-KOREA-Seoul 14. Daejeon- Onur Ödülü
2006-Çorum- Gazeteciler Cemiyeti- 2.lik
2006-JAPAN-Tokyo 28. Yomiuri Shimbun- Mükemmellik
2006-İstanbul- Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi- 2.lik
2007-HOLLAND-Amstelveen 15.Dutch International- Kever Prize
2007-CHINA-Nanjing City 5. Lm- Mükemmellik
2007-KKTC- Girne Belediyesi- 3.lük
2008-CHINA-Nanjing City 6. Lm- Mükemmellik
2008-Çorum- Gazeteciler Cemiyeti- Mansiyon
2008-KOREA-Seoul 17. Daejeon- Onur Ödülü
2008-İstanbul- Büyükşehir Belediyesi- 1.lik
2008-KKTC- Girne Belediyesi Karikatür Vakfı- Özel Ödül
2008-İstanbul- T. Milli Olimpiyat Komitesi- Jüri Özel Ödülü
2008-İstanbul- Fatih Belediyesi- 1.lik
2009-CHINA-Nanjıng Cıty 7. LM -------
2009-Burdur- Müze Müdürlüğü- 1.lik
2009-Trabzon- Trabzon Belediyesi- 2.lik
2009-İzmir-Kuş Cennetini Koruma Geliştirme Birl- 1.lik
2011-Amasya-Amasya Belediyesi- Jüri Özel Ödülü
2011-Eskişehir-Anadolu Üniversitesi- Mansiyon
2012-Trabzon-Gazeteciler Cemiyeti- Başarı
2012-Bursa ÜÇGE Firması- Mansiyon
2012-Denizli Belediyesi- Mansiyon
2014-Bursa Kalite Derneği (KalDer)- Mansiyon
2014-Amasya Belediyesi 5. Karikatür Yarışması- 2.lik
2014-İSRAİL / Haifa Belediyesi 20. Uluslararası Karikatür Yarışması- UNESCO İsrail Ulusal Komisyonu Özel Ödülü
2015- Burdur Belediyesi Özel Ödülü
2015- KKTC / Girne Belediyesi 4. Uluslararası Zeytin Karikatürleri Yarışması- 3.lük
2016-İzmirBB, Engelsiz İzmir 2016 Uluslararası Karikatür Yarışması- 3.lük
2017-İzmirBB, UKEYF "Keyifli Yaş Alma" Ulusal Karikatür Yarışması- 3.lük





---

          Karikatür veSanata Dair Düşünceleri:
  •         "Karikatürün bir çizgi sanatı olduğu noktasından hareketle, anlaşılabilir ve evrensel boyutlarda yani kalıcı mizah yapmaktan yanadır. En az çizgiyle anlatılacak bir konuda; düşünce, mizah ve estetiğe yer verilmelidir. Konular; toplumun ve olayların çelişkilerinden, yaralarından, zıtlıklarından,  komikliklerinden.. kısaca hayatın içinden ve onu ilgilendiren her şeyden alınabilir. Gorki'nin, 'YAZMAK İÇİN YAŞAMAK LAZIM!..' sözü, karikatür için de geçerlidir."
  •        "Karikatür bir anlatım biçimidir aynı zamanda. Hangi türde çizilirse çizilsin hem 'Ne anlatıldığı' hem de 'Nasıl anlatıldığı' önemlidir. Yani öz ve biçim aynı oranda değer taşımalıdır."
  •        "Karikatür benim için insana ve ilişkilerine yapılan önemli bir yolculuktur. Çünkü gözden kaçan çelişkileri görmemi sağlıyor."
  •        "Sanatla içiçe olmak, en iyi eğitimdir. Karikatür sayesinde kendimi bir çok olumsuzluktan kurtardım."
  •        "Günümüz dünyasında o kadar komik şeyler oluyor ki, karikatür çizmeye gerek kalmadı neredeyse. Neyse ki sanatın diğer dalları imdadıma yetişiyor." 

---

(NOT: Aşağıdaki yazı; Adnan TAÇ tarafından 02 NİSAN 2000 tarihinde 'KARADENİZ GAZETESİ'nde, yayımlanmıştır. )


Felsefe Denizinde Nöbetçi Bir Karikatürcü, Muammer KOTBAŞ
           
        Kültüre,  sanata ve bu alanda verimli olanlara gereken değerin yeterince verilmemes, bugün halâ çözümlenememiş bir tablo olarak durur karşımızda. Bu anlayışsızlıktan da herkes payına düşeni almaktadır. Yöremiz bir çok kişi kazandırmıştır topluma. Basınımızda 20 yılı geçkin bir süredir sürekli üreten arkadaşımız Muammer KOTBAŞ'ı sizlere tanıtırken, O'nun da yaşarken söyleyeceği bir şeyleri vardır diyerek, Karadeniz Gazetesi adına bu görevimi yerine getirmek istedim.



       Magazin ve popülizmle ilgilendiğimizin birazı kadar Muammer KOTBAŞ gibilerle ilgilenebilsek ve desteklesek, bundan ülkemiz ve insanlık kazançlı çıkacaktır elbette.
       Yıllardır karikatür çizen ve çizerliği meslek edinen fakat karşılığında hiç bir geliri olmayan, buna rağmen yılmayan.. Ulusal ve uluslararası başarılarıyla Trabzon'u ve Türkiye'yi dünyanın birçok ülkesinde eserleriyle temsil eden .. Üretken, kendine özgü felsefesinde "İnsanlık" olan ve insana kucak açan, bireysel ama çıkarcı olmayan bir Muammer KOTBAŞ ismini kaç Trabzonlu biliyordur? Kaçımız tanıyoruzdur?
       Bunu KOTBAŞ'a sorduğumuzda, hüzünle karışık bir kızgınlıkla "Keşke" dedi, "Bilinmeyen yalnızca benim ismim olsaydı. Kültür, sanat ve bilim alanında o kadar çok isimsiz kahraman var ki!.."



       Anlaşılan doğru yaraya neşter atmıştım. Ve alçakgönüllü bir tavırla ekledi; "Dünya sanat tarihindeki sıralamada nice üstadlar varken, benim yer alabilmem mümkün mü!.."
       Mütevazi bir yaklaşım sergilemesine rağmen, suskunluğunu bozmaya kararlıydı. Karikatürle ne zaman tanıştığını sorarak başladım söyleşiye.
       -"Okuma yazma bilmeyen bir ailede büyüdüğümden çok geç tanıştım karikatürle. Okul öncesi bir takım çizgiler çizdiğimi, ilkokulda ise iyi resim yaptığımı hatırlıyorum. Bilinçsiz ailemin üzerimdeki baskısı beni suskunluğa itince; bünye aradığı çıkış yolunu kendiliğinden kâğıt-kalemde buldu. Farkında olmadan çiziktirdim sürekli. Lise dönemimde terör ortamı her yere nüfuz etmişken, ben karikatür sanatıyla ilgilendiğim için hocalarımdan da tepki alınca kararımı vermiştim: Bu alanda başarılı olacağım ve onları utandıracağım. İşte böyle başladı karikatür yolculuğum!..



       -'Bunlar dışında kendini bulma sürecinde seni bilinçli çizmeye iten başka etkenler oldu mu?'

       -"Farkında olmadan çizerken, rahatladığımı hissediyordum. Zamanla, ciddiyetle baktığımda gördümki, yoğun yaşanan çelişkiler yumağı sarmış çevremizi. Bunların çözümünü kolaylaştıracak olan kültür ve sanattı. Karikatür de bu süreci hızlandıran dinamo durumundaydı.  Başka bir şeye de ilgim olmadığından, hep severek çizdim karikatürü. Onunla olduğum anlar benim için iyi bir meditasyon demekti."

       -'Ya basınla tanışman?'

       -'Gırgır' ve 'Taka'nın da etkisiyle ancak 1981 yılında 22 yaşımda iken ilk karikatürüm yayımlandı. Hikmet AKSOY, Raşit YAKALI ve Semih BALCIOĞLU'nun yapıcı eleştirileri ve yönlendirmeleri, karikatür yaşamımda önemli rol oynamıştır. Fakat yeterli olduğunu söyleyemem."

       -'Eğitim eksikliği mi sözkonusu?'

       -"Elbette. Kişinin bilincinin ve yeteneğinin gelişebilmesi buna bağlı. Eğitim verenler, bir yere kadar yol gösterirler. Sonrası kişinin kendisine kalır. Eğer bu eğitim yeterince verilmez ise gelişme de o derece zor ve güç olur.



       -'Ailenin bilinçsiz oluşu, sana bakış açısını da etkilemiştir sanırım?'
       -"Evet! Maalesef!. Karikatür çizmeye koyulduğum her defasında, olumsuz tepkilerle aşağılandım. Yine de evde herkes yattıktan sonra kör bir ışıkta çizdim gizlice."

       -'Nereye kadar bu böyle sürdü?'

       -"Pek fazla bir şey değişmeden bu anlayış halâ sürmekte.. Yaşıtlarım hayata atılmışken, üniversite tahsilimi yarım bırakmış olarak karikatürle ilgilenmem büyük sorunlar yarattı.."
         Soruları sıraladıkça sanki karikatür çizerini, mizahçıyı değil de, bir felâketzedeyi dinliyor gibiydim. 'Mizah ve komedinin temelinde acı vardır' yargısı, çizerin yaşamı için de geçerli miydi? Bu koşullar altında insanları güldürebilmek nasıl bir duyguydu? Karikatür anlayışı neydi?
         -"Çizdiklerimi tam bir karikatür olarak değerlendirmiyorum. Espirilerimde mizah dozu çok azdır. Daha çok hiciv vardır. Kara mizaha yakındır. Böyle olunca da 'Grafik Mizah' etkisi ağır basar."
         Oysa biliyordukki KOTBAŞ, evrensel ve söz balonlu karikatür olmak üzere her iki alanda da ürünler veriyordu. Üstelik birinde oldukça soyut yansıttığı figürleri, diğerinde ayrıntılı işleyebiliyordu. Bu ilginç çizgi anlayışı az rastlanır bir durumdu. 
          -"Nasıl oluyor, ben de bilmiyorum. İkizler burcumun özelliği olan 'çift kişilikli' karakter yapısı, sanıyorum kendiliğinden çizgime de yansıyor."

          -'Sence öncül hangisi?'

          -"İlk göz ağrım ve tutkum, evrensel olanı! Diğerini de yok saymıyorum. Onunla da çok şey anlatabiliyorum."

          -'Bunca yıldır durmadan çiziyorsun. Karkatür çizeri olarak yerin neresi sanat evreninde?'

          -"Tamamen dışındayım. Kargaya yavrusu şahin görünür ya, ben 'karga' anlayışından kurtulmuş olarak nerede olduğumu görecek bilgi olgunluğuna ulaştığımı söyleyebilirim. Yani Sokrates'in 'bilmediğini bilmesi..' gibi. Aksini söylesem de, bu kimseye bir katkı sağlamaz. Böylesi ancak; üretimi, mahalle kahvesinde okey taşı dizmek olan kişiler karşısında sanal bir büyük adam (!) olmamı sağlar."

-'Sanat tarihinde yer almak gibi bir kaygın yok mu?'

          -"Sanatla uğraşan herkes, sanat tarihinde yer almak ister elbette. Bilet alıp sinemaya gitmek gibi değildir bu istek. Bir kere ben 'yaşama biçimi' olarak sanatı seçmişim. Bu benim doğamda var. Zorlamayla bir yere kadar gidebilirsiniz. Sonrasında dönersiniz  zorunlu olarak dünya işlerine, yaşam kaygısına.. Bu telaş farkında olmadan alır götürür sizi ömrünüzün sonuna. 
    Düşündüğüm şey, yalnızca üretmek. Sonuna kadar da bunu sürdürmeye kararlıyım. Yıllar sonra insanlık gerek duyar da araştırma - inceleme zahmetine katlanır, ürettiklerimi değerlendirir ve farklı sıralamada bir yere koyarsa, işte o zaman yerim belli olur!.."
        
 -'Ama bu gönüllü seçim, günümüzün zor ekonomik koşullarında Don Kişot'luk demektir!'

         -"Doğru. Ama sevmek bir çok şeyi göze almaktır. Karşına çıkan tüm olumsuzluklara hazırsan, eserlerini daha samimi bir şekilde verirsin. Diğeri ticaret olur, hoby olur. O zaman bütünüyle sanattan söz edemeyiz. Pazarda limon satmak, para kazanmak için yeterlidir."

-'Böyle olunca da 'işşiz' diye nitelendiriliyorsun ama!'

         -"Sanattan uzak toplumların doğal bir bakış açısıdır bu. Oysa benim bir işim var; Yazıyorum, çiziyorum, üretiyorum.. düzenli bir gelirim yok sadece. Sanat eseri satın alma alışkanlığı olmayan toplumların bir açmazıdır bu durum aslında."
         -'Geleceğine ilişkin 'garanti' sorunun çıkıyor ortaya.. Aşabilme umudun ne düzeyde?'
         -"Umutsuzum!.. Trajik bir geleceğin beni beklediğini biliyorum. Ama korkmuyorum, kaçmıyorum, yoluma devam ediyorum. Karşılaşacağım her trajedi, benim değil, koşulların böyle oluşmasına göz yumanların ayıbıdır."

-'Felsefi bir bakış açısı seziyorum konuşmalarında!'

         -"Ruhunu kirlilikten arındırmış, yüreği ve beyni pak olan filozofları örnek aldığımdandır. Felsefi anlayışımı da o insanlardan sentezleyerek, damıtarak oluşturdum. Yalnızca karikatüre değil; sanata, insana, hayata, dünyaya, ilişkilere ve her şeye bu pencereden bakıyorum."

-'Toplumla uyum sorunu yaşamıyor musun? Çağa ayak uydurman zor olmuyor mu?'

         -"Uyum sorunu yaşıyorum ama çağıma da tanıklık etmek zorunda olduğumu biliyorum. Toplumdan da tamamen kopmamaya çalışıyorum. Onları yukarıdan gözlemliyorum. Buna rağmen yine de diyorum ki, ben bu çağın adamı değilim. Ya geçmişte ya da gelecekte yaşamalıydım. Bugünkü düzeysiz ilişkiler ruhumu sıkıyor."

- 'Nasıl bir çalışma programı yguluyorsun?'

         -"Zamanımın çoğu odamda masa başında geçiyor. Atölyem orası olduğundan, geceden günün ilk ışıklarına kadar yazıp- çizip, okuyorum. İnsanlar okula ve işlerine giderken yatıyor, bir kaç saat  sonra günü de yaşayabilmek için kendimi Ganita'ya atıyorum. Yoz ilişkilerden, orada soyutlayabiliyorum kendimi ve soluk alabiliyorum. Üretimime dair aldığım notlarımı gece masa başında işleyerek hayata geçiriyorum. Kısaca günün 24 saati sanatla yaşıyorum." 



         -'Ya özel hayatın!.. Uykun, dinlenmen, eğlenmen?'

         -"Bunları, sen söyleyince hatırlıyorum. Hiç biri yok yaşamımda. Yalnızlığımı karikatürlerle paylaşıyorum."

         -'Ama bu mümkün değil! Nasıl olur?'

         -"Bunu ben de henüz anlamış değilim!.. Uyku için 3- 4 saat ayırıyorum. Ama beyin fonksiyonlarım müthiş bir devinimle beni etkiliyor. Uykumdan da bir şey anlamıyorum. Yalnız çıktığım bu gönüllü ve zor yolculukta bir başkasına zorluklar yaşatmak istemiyorum. Bu serüven herkesin göze alabileceği bir oyun değil. Dinlenme ve eğlenceye gelince.. Her ikisini de karikatür çizerken yaşıyorum zaten."

         -'Bütün bunlar seni yormuyor mu?'

         -"Kendimi bir Simurg olarak görüyorum. Sürekli sorgulayıcı ve kendimle hep bir çatışma içindeoluşum, yorgunluğumu unutturuyor bana. Çizerken kendimi de katıyorum yaptığım işe."

         -"20 yıldır TAKA'ya sürekli çiziyorsun. Ya bunun dışında?"

         -"Trabzon'da aylık bir-iki dergiye, Samsun'da bir gazeteye ve İstanbul'da bir gazetenin mizah ekine sürekli çiziyorum. Yurtiçi ve dışı yarışma ve sergilere de katılıyorum." 

         -'Sanat nedir sence?'

         -"İnsanı biçimlendiren sonsuz bir dünyadır. Benim çabam da sanatla toplumu yakınlaştırmaktır. Eserlerimi de çağdaş sanat perspektifinden bakarak yansıtmaya çalışıyorum."

         -'Sanatta kolaycılığa bakışın!..'

         -"Kalıcı olmayacaklardır. Bunlara ben 'sanatın Veli GÖÇER'leri' diyorum. Böylelerinin bu tür davranışları Marmara depreminden daha büyük felaket getirmektedir, sanata ve insana. İnsan, ürettiğince var olur!"


-'Trabzon'da olman ne kazandırdı ne kaybettirdi?'

         -"Kazandırdığı kadar kaybettirdi. Yanlış politikalar sonucu ne yazıkki sanat yapan insan bir yere kadar beslenebiliyor yöresinden. Kendini geliştirebilmesi, sanatın merkezinde olmasına bağlı."

-'İstanbul'da da bulunmuştun bir süre!..'

        -"1989 ve 1997'de iki girişimim oldu. Gırgır, Fırt ve Fesat dergilerinde çalıştım. Sanat anlayışıma kazanımlar sağladı. talihsizlikler sonucu her iki gidişim de kalıcı olmadı. Trabzon'a dönmek zorunda kaldım. Çok eksiğim olduğunu farkettim bu sayede. Son 3 yıldır daha da hızlı bir üretim ve kendimi geliştirme temposu içindeyim."

-'Bundan sonrası için ne düşünüyorsun?'

        -"Çağdaş sanatın olduğu her yerde olmayı!.."

-'Espirilerinin kaynağını oluşturan nedir?'

        -"İnsan ve ilişkileri!"

-'Karikatürün dışında ürettiklerin!'

        -"Dünyaya bakış açımla harmanladığım  düşüncelerimi, hayatı yorumlayarak yazdığım bir dosya hazırlıyorum. Özlü sözlerim var. Aforizmalar yazmaktayım. Şiirimsi yazılarım da var. Karikatürün ve mizahın her yönünü bilimsel ele alan araştırma yapıyorum, arşiv oluşturuyorum. Karikatürcüler Derneği'nin Trabzon Temsilciliği bünyesinde karikatüre ilgi duyan sanatseverlere yardımcı olmaya çalışıyorum. Aslında çok farklı duygular yaşadığımdan, sık sık karikatürün dışına taşıyorum. O zaman da karikatürcü olmadığıma karar veriyorum. "

-'Projelerin var mı?'

        -"Karikatürde yeniliklerden yanayım. 1,5 yıl önce illüstrasyon tarzında 'Trabzon Belgeseli' hazırladım. Henüz hayata geçirebilmiş değilim. Değişik bir çalışmaya yakında başlayacağım. Bunları, yöresellikten yola çıkarak oluşturuyorum. Yöresel ama evrensel tadlar taşıyacak biçimde. Yöresel olmadan evrensel olunamıyor. Öz kültürümü sindirmeliyim. Sanat bu misyonu yükler bize!"

        Çok kısa da olsa yıllar sonra Muammer KOTBAŞ'ın sanatsal yönünü deşifre edebildim. Belliki KOTBAŞ'ın hayatındaki bu iniş çıkışlar çok şey katmış kendisine. Etkilenmediğimi söyleyemem. Çizgi dışı bir yaşama biçimiyle söylediklerinden ve yaşadıklarından almamız gereken dersler de var kuşkusuz.
         Söyleşiyi bitirirken yüzünde halâ kendini anlatamamış olmanın hüznü vardı. 'Bir sonaki söyleşide umarım felsefi dünyanı irdeleyen bir yolculuk yaparız!..' dediğimde biraz rahatladı ve suskunluğunun zırhına bürünüp yeni serüvenlere yelken açarcasına kendi içine döndü.
(Adnan TAÇ- 02 Nisan 2000, Karadeniz Gazetesi, Yaşayan Karadeniz ilavesi, s-4) 


---
(NOT: Aşağıdaki yazı; Muammer KOTBAŞ'ın EYLÜL  2001'de, aylık 'ÖKÜZ' dergisinde yayımlanan yazısıdır. 2001 yılı aynı zamanda KOTBAŞ'ın sanatta 20. yılıydı)


"İşte kayıplardaki 'delice' ben;
       Ortaokul dönemlerimde, derste karikatür çizerek arkadaşlarımı güldürdüğüm ve huzuru bozduğum (!) için sınıftan atıldım. Lisede okul panosuna karikatür-fıkra köşesi yaptığım için "disiplin" kapısından döndüm.
       Öğretmenlerimin (!) sert, katı, anlayışsız tutumları yüzünden İNADINA KARİKATÜR ÇİZMEYE söz verdim.
       İki üniversiteyi, karikatür sevdasından yarıda bıraktım.
       Bir yıllık bir evlilik sonrası karım beni terk etti.
       Maaşlı her türlü işi reddettim, özgürlüğü seçtim. Bedelini ödemek kaydıyla.
       Babama rest çekip başkaldırdım, evi terk ettim.
       Anama hayırlı (!) evlat olamadım.
       Dergi bürolarında, açıkhava segilerimin mekanlarında gönüllü yattım.
       Otostopla beş parasız Türkiye turlarına çıkıp, devetsiz-gönüllü katıldığım festivallerde sergiler açtım. Çizimler yapıp satarak; parasıyla içtim, gezdim, yazdım, notlar aldım.
       Parklarda, banklarda, otogarlarda uyudum (gönüllü..).
       Baba-mın(!) cenazesine katılmadım. Nerede gömülü olduğunu da hiç merak etmiyorum.
       Çizimle ilgili iş getiren hiç kimseye (ücretli-ücretsiz) hayır demedim, çizdim. Karikatür için dostlarımı, ailemi kırdım.
       Elime geçen minicik paraları kırtasiye, fotokopi, posta, kargo, karton ve boyalara; kocaman paraları yeğenlerimin özel zevk ve hobilerine; dostlarıma harcadım. Aç kaldığım da oldu, dert etmedim, vazgeçmedim. Bu inadım halâ sürmekte. Bekârım ve öyle kalmaktır kararım.

       Geceleri çalışırım odamda.. Sabah 6, 7, 8 veya 9 gibi yatıp, 3, 4 ya da 5 saat ancak uyuyabilirim.
       Günde iki paket "Uzun Samsun" sigarası içerim, yine de çok hızlı koşarım.
       'KOTBAŞ FELSEFESİ'ni nihayet yarattım, adam etmeye çalışıyorum.
       Yedi yıldır kadınlardan uzak ve yalnız yaşıyorum. Yaklaşmaya çalışanlardan köşe-bucak kaçıyorum.
       43 yaşıma girdim; az yemek, az konuşmak, az uyumak.. çok yürümek, çok düşünmek ve çalışmak.. genç kalmamdaki sırlardan bazılarıdır.
       Hayırsever bir vatandaşın bağışladığı GSM'im var. Her ay faturasını, elime geçen çizim paracıklarıyla, son gününde 16:45'lerde ödeyebiliyorum.
       Karikatürcüler Derneği üyesiyim (12 yıldır)
       Dostlarımın internet ortamında adıma açtığı iki ayrı sayfam var. Birini bir buçuk kez gördüm, diğerini henüz görmedim.
       Arasıra kendimi karikatürcü zannetsem de, karikatür sanatına olan sevgi ve saygımdan dolayı, kimsenin karikatür çizmediği ortamlarda 'NÖBETÇİ KARİKATÜRCÜ' sıfatıyla dolaşmaktayım.
       Öldüğümde yakılmak ve küllerimin rüzgarda savrulması vasiyetimdir. Bu serüven bitmeyecek!..


1991- Trabzon'da Hamsi Dergisi kurucusu ve çizeri olarak 1,5 yıl,
1992- Otostop.. festivallerde segilerim
1993- Özel bir radyoda iki programa metin yazarlığı (parasız).. Borç parayla 34 yaşımda bedelli askerlik.
1994- Dünyada ilk kez Tamer KÜÇÜK'le geliştirdiğimiz "MASA ÜSTÜ" karikatür sergisi.. Yerel bir tv'de Hakan SÜMER'le mizah programı hazırlayıcılığı ve sunuculuğu.. Hakan SÜMER'le otostop, festivallerde sergiler.. Karikatürcüler Derneği Trabzon Temsilcisi olarak 8 ay görev.. AÖF terk,
1995- Yerel bir tiyatroda 4 oyunda oyuncu, dekor-sahne tasarımcısı, kapı görevlisi, bilet kesicisi, salondan çöpleri toplayıcılık görevi (parasız).. Karadeniz Olay Gazetesinde çizer, muhabir, mizah ve sanat sayfaları hazırlayıcılığı (yan parasız),
1996- 'BİLEŞKE' dergisinde hiç para alamadan muhabirlik, çizerlik.. Türksesi Gazetesinde mizah sayfası, günlük bulmaca hazırlayıcılığı (parasız),
1997- İstanbul'a dönüş.. FESAT dergisinde çizerlik (parasız).. Trabzon'a dönüş,
1998, 1999, 2000, 2001- Çalışmak için zaman zaman İstanbul'u ziyaret..Karikatür, sergi, ödül, çizim işleri.. Trabzon'dan bunalma, sıkılma.. Bir kaç yayına sürekli çizim.. Şehirden kaçış planları. zamanın derinliğinde yok olma serüveni..
       Kitap ve dergi kapakları, kitap resimleme, afiş, broşür, pano çalışmaları.. Ürettiğim karikatürle bağlantılı hediyelik eşyaların el emeği üretimi ve sergilerde satışı.. Çevre il ve ilçelere, sunulan olanaklar ölçüsünde sergi taşıma işleri ve adını sayamadığım bir çok şeyle GEMİLERİ YAKTIM!.."    (Öküz dergisi, Sayı: 2001/09, s-27)  



---
(NOT:Aşağıdaki yazı; Duygu ve Fatma KARAHASANOĞLU tarafından, 
10 MART 2002 tarihinde 'TÜRKSESİ GAZETESİ'nde yayımlanmıştır. s-5)

Düşüncelerin Arkasına Gizlenen Çizgiler
       Bir sevda, bir tutku, bir türküdür içimizde var olan çılgınlığı dışarı atmak. Sonsuzluğa, daha sonsuzluğa gitmek orada var olmak, orada yaşamak isteriz. Yazmak ya da çizmek isteriz. Düşüncelerimizi sözcüklere veya fırçalara yükleriz. Onlar bizi anlatsın diye yalvarırız.
       Çarpışan düşünceleri kalem aracılığıyla kağıda dökmek hele de, çizgilerle bir şeyler anlatmak zor zanaat dallarından biridir. Bu sanat dalı, insanları en komik hale getiren karikatür sanatıdır. O aşamaya kadar gelmek, iğneyle kuyu kazmaktır.
       Yaşam felsefesi karikatüre endeksli biri var ki, çizgileriyle hayat bulan Muammer KOTBAŞ. Yaşadığı ve gördüğü haksızlıkları çizgileriyle anlatarak, tüm insanlara seslenmeyi ilke haline getiren KOTBAŞ., zamanın en güzel renkleriyle yoğrulan bir sanatçıdır.
       Sanatından ödün vermediği gibi, yozlaşan sanattan uzak kalmayı yeğlemektedir. Karikatürü daima siyasetin üzerinde tutan KOTBAŞ, Karadeniz'in incisi olan Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde, 1959 yılında dünyaya gözlerini açar.
       İlk çizgileriyle evinin duvarları tanışır. İçinde yaşadığı çizgi sevdası O'nu ilerki yıllarda da rahat bırakmayacaktır. Şöyle düşünün; her fırsatta sevgilisinin yanıbaşında olmasını isteyen genç aşık gibi çizgiler de sıraya girerek, "Hey!.. Çizer Abi!.. Bizi çiz!.. araya fazla zaman koyma!" düşüncelerinde belirgin hatlar yaratarak, ilk karikatürleri 1981 yılında basında yeralır.
       Geçmişten günümüze gelen değerli sanatçılar gibi mesleği sadece ve sadece karikatüristlik oldu. İkinci bir iş yapmayı düşünmedi.  Sanatı sanat için yapan KOTBAŞ, her türlü zorluğa göğüs gererek bu günlere geldi.
       Çizgilerini daha iyi tanıtmak ve  bir anlamda da Türkiye'yi gezmek isteyen KOTBAŞ, bir çoklarına çılgın gelebilecek yöntem olan "Otostop"la Türkiye turuna çıktı. Kimi zaman yolda kimi zaman da yersiz kalan karikatürist, çizgileri için hepsine katlandı. Otostop yaparak gezen sanatçı, hepimizin bildiği gibi otellerde, pansiyonlarda konaklamadı. O, sıradışı ortamlarda gecelerini sabahla birleştirmek için parklardaki banklarda, kale duvarlarının diplerinde uyuyarak mavi günlere "Merhaba" dedi. İkibuçuk ay süren ilk gezisinde bir çok olaylara tanık oldu. Güzellikler yaşadı. Çirkinlikler gördü. En çok üzülüp etkilendiği de, kendi vatanında yabancılık çekmesiydi. O'nu yabancılığa iten turistik beldelerin dış turizme yönelik olmalarından kaynaklanan aşırıya kaçınılmasıydı.
       O, mavilikler içersinde; 6 kişisel, 1 ortak, 13 açıkhava sergisi yanında 1 albüm, 24 ödül, kitap kapakları, afişler, broşürler doğup büyüdü.
        Her ne kadar karikatüre sevdalıysa da bir o kadar kentine, Trabzon'a sevdalıydı. Her sokağını her ürününü motif gibi çizgilerine işleyerek ölümsüzleştirdi.


       Anadolu'dan çıkan cevherler ne yazık ki İstanbul gibi büyük atölyelerde gelişigüzel işlenerek, işe yaramaz hale getiriliyor. Adsız kahramanlar gibi tarihin çarkında ezilip yok oluyor. Günışığına çıkanların sayısı oldukça az. Kötü kalpli kraliçenin aynasına sorduğu "Ayna ayna, var mı benden güzeli?".. Aynanın vereceği isme göre ölüm fermanının çıktığı düzen. İyiler harcatılarak, köşeye fırlatılır. Adamı olan yine ayakta kalır.
       "Eskiye değer verilseydi, Bitpazarına nur yağardı" sözünü tarihe karıştıran Muammer KOTBAŞ, Bitpazarı'na öyle nurlar yağdırdıki, bakmadan, okumadan kimse geçemiyor.
       1997 yılının Haziran ayında Trabzon'un tarihi mekanlarından birisi olan Ganita'da doğan "Bitpazarı" yayın hayatına girdi. "Bitpazarı" aralıksız olarak Samsun'da EKİP Gazetesi'nde yayımlanıyor. İsterseniz "Bitpazarı"na bir yolculuğa çıkalım, bakalım tanıdık kimler var? "Bizim Niyazi ve Yeğeni Şinasi", "Temel ile Fadime", sayısız espri dolu karikatürler, konuşan balıklar.. kısacası yok, yok!.. Adı üzerinde; "Bitpazarı".
        Çizgiler tek ortak dildir. Yalnızlığın en saf en sadık dostudur karikatürler. Onlarla birlikte hayata başka gözlerle bakan KOTBAŞ, çizgilerinin çoğuna kendi yaşamını gizleyerek, evrenselliği yakalamıştır. O'nun için bitmeyen bir sevda, tükenmeyen bir aşktır, karikatür.
       O'nun hayatında farklı bir yer tutan Ganita, çizgilerinin de ilk tasarım yeridir. Denizin kıyısında olan Ganita, bugüne değin birçok sanatçıyı kucaklayıp, onları sanatın gizemli kollarına bırakmanın zevkini yaşamaktaydı. İnsanı üzen nokta, Ganita'nın sanatçı barındırma ve yaratma özelliğinin gün be gün kaybolmasıdır. Şimdilerde ise herkesin uğrak yeri haline gelen Ganita'nın duvarlarında, hoş notaların yerini zar ve okey taşları aldı.


       Bir dönemdi, bir hayattı paylaşılanlar.. Bir candı avuçların içerisinde kaybolup giden. Nerede o melodilerin sevdalı bakışları.. Nerede kaldı fırçaların raksı.. nereye gizlendi yazarın satırları.. Yoksa bir düş müydü?..
       1989 yılında İstanbul'a giden Muammer KOTBAŞ, "GIRGIR" ve "FIRT" mizah dergilerinde çalıştı. Bir müddet sonra Trabzon'a dönerek çalışmalarını yerel gazetelerde sürdürdü. Hayatında gel-gitlere yer verdiğinden, 1997 yılında tekrar İstanbul'a gider.
       "FESAT" mizah dergisinde karikatürler çizmesinin yanında bugün bile kullandığı, gelecek yıllarda da kullanacağı "NÖBETÇİ KARİKATÜRCÜ" ünvanını aldı.
       Her yönüyle KOTBAŞ'a uyum sağlamasının yanında İstanbul'da çalıştığı sıralarda kalacak yerinin olmamasından ötürü bu adla anılmıştır.
       Gecenin gizemli, sevdalı ışığında çizmeyi kendine görev sayan karikatürcümüz her şeye rağmen, umutsuz gecenin umutlu karanlığında yanan ışığı, etrafındakilere güven vermesinin yanında bir hayat belirtisi oluveriyor.
       Hayatın içinden varoluşların, sesini kestiği bu tılsımlı saatlerde çizgilerle ifadenin ne olduğunu anlamak, farkındalığın ta kendisidir. Tükenen umutlar, sonu gelmez sorunlar 'Nöbetçi Karikatürcünün' çizgilerinde eriyerek kaybolur.


---
(NOT: Aşağıdaki yazı; Fatma BABUŞÇU tarafından, 09 EYLÜL 2002 tarihinde, GÜNEBAKIŞ    Gazetesi'nde yayımlanmıştır. s-8)

Varlığı İnsanlığın Umudu

       Uzaktakiler.. Nedense daha özlenesi daha gizemli ve daha heybetli bilinirler.
       Öyle bellemişiz bir kere.. Bu konuda gazeteler de hep hayret ve heyecanımızı tutuşturmaya meyilliler. İmzagünü ve söyleşilere dair, 'Filancı şehrimizden geçti!..' şeklindeki iri puntolarını eksik etmezler sayfalarından.
       Sanat insanlarının şehrimize gelmesi ve şehrimizden geçmesi.. O'nları tanıyp, sohbetlerinden yararlanmanız açısından da epey birşeydir. Tümüyle yadsımıyorum, ama bugün artık 'Geçti de ne oldu?' dedirtenler çoğunluktaysa bunun muhakemesini bir yana bırakmalı, aramızdaki "değerler"le aynı havayı solumanın onurunu düşünmeli...


      İşte önemli bir örnek Muammer KOTBAŞ... Yaşamsal gerçeklerden kaçıp, kendisine yarattığı ütopik bir dünyaya sığındığını iddia etse de... Ben, öyle düşünenlere de inat, kimselere benzemeyen yozlaşmamış kişiliği derin sanat tutkusuyla O'nun ateşlerle oynadığını biliyorum. Bir çizer olarak O'nun en önemli çizimi, yaşamında kendisine çizdiği o çetin yol olmalı...
       Çizimlerinde vardır ya, "Gövdesinden kesilen ya da kurumaya yüz tutmuş ağaç", filiz verir hiç umulmadık bir yerinden yemyeşil bir dal veya çiçek. O'nun insanlar arasındaki durumu bu aslında.
       O'nu anlatmak için uzayıp giden cümleler sarfetmeyeceğim. Tek bir başlık altında toplanabilir herşey: O'nu tanıdığınız için siz de asla insanlıktan umudu kesmezsiniz!  


       F.B.- 'Kendinizi tanıtır mısınız? Yaşınızı, kilonuzu, medeni durumunuzu değil, karikatürle doğuşunuzu... Çünkü ben karikatürle varolduğunuza inanıyorum.'

       M.K.- Okul öncesi dönemimden, ilk karikatürümün yayımlandığı döneme kadar olan bölüm, benim çizgide en çocuksu ve bilinçsiz dönemimdir. Ne zamanki ilk  karikatürüm basında yeraldı ve kitlelere ulaştı, işte o zaman bende ve yaşamımda birçok şey değişti.
       Aslında öncesinde de bunun altyapısını bilmeden oluşturmuştum. Şimdi artık taşlar yerine oturmuştu. Ve o gün bu gün karikatürle kendimi varedebileceğimin kanıtı olan bazı örnekler var: İki üniversite terk, sonlanmış bir evlilik, ekonomik getirili her türlü işe rest, karikatür ve sanat yaşamına endeksli belirsiz bir gelecek...

       - 'Neden karikatür?'

       - Çocukluğumun yokluğunda bulabildiğim tek malzeme, bana o yokluğu unutturan küçük bir kurşunkalemdi. Ama asıl önemlisi, aile ve toplum baskısıyla susturulmuş, yalnızlaştırılmış bir bireyin, o andaki en mantıklı ve estetik çıkış noktasının sanat olmasıydı. Karikatür yoluyla kamu vicdanı önüne sunulan çizgiler, derin bir sessizliği içinde barındırdığı için karikatüre en politik sanat dalıdır diyebiliriz.



       - 'Karikatür çizmenin ve sanatsal üretimin dışında her şey anlamsız geliyor bana'. Biliyorum karikatür sizde derin bir tutkudur. O tutkuyu sözcüklere aktarır mısınız?'

       - Buna, vazgeçemeyeceğim tek şey de denilebilir. Karikatür benim için artık hoby değil, yaşam biçimim. Bu nedenle tüm yolculuklarım aynı yöne doğrudur. Sanatın ve karikatürün olması gerektiği yerlere doğru.

       - 'Karikatürünüzün çıkış noktası?'

       - Öncelikle insana dair her şey, karikatürdeki çıkış noktamı oluşturuyor. Ben bir bireyim ve toplumsal bir yaşamda yeralıyorum. Duygularım ve etkilenimlerim de bu doğrultu ve yoğunlukta olduğundan, karikatürüme ve üretimime bir şekilde mutlaka yanımaktadır. Bu yansımanın da evrensellik çizgisinde ve kalıcı olmasıdır. Önemli olan bu.

       - 'Yurtiçi ve yurtdışı sanatsal aktiviteleri, yarışmaları buradan izlemek zor mu?'

       - Karikatürcüler derneği üyesi oluşum nedeniyle adresime gelen bültenlerle bir çok etkinlik ve yarışmadan haberdar olabiliyorum. Yine de taşrada olmanın eksikliklerini yaşıyorum.

       - 'Bir yerde olağanüstü bir sanat hareketinin olması olması için tek bir kişinin olağanüstü bir heyecan duyması yeter...' Dilber SAKA'nın kitabını ele aldığım yazımda bu sözün açılımını yapmıştım, tepki göstermiştiniz, hem bana hem Goethe'ye... neden?'

       - Sözü ve yazarı eleştirmiyorum. Yalnıca zaman ve koşullar bağlamında konunun ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Günümüz koşullarında Trabzon için geçerli olduğu düşünülse de ben kendi adıma yeterli olmadığını düşündüğümden, farklı yolculuklara kanat çırpmam gerektiğini düşünüyorum.



       -'Trabzon'un yetiştirdiği değerlerden...' diye sözederler hep. Ben bu sözü ne yeterli ne de jaklı görürüm. Siz kendinizi Trabzon'un yetiştirdiklerinden sayıyor musunuz?'

       - Katılmıyorum ne yazıkki. Trabzon yalnızca beni değil, bir çok sanatçıyı kabullenip barındıramadı, sahiplenemedi. Özveri her zaman sanatçılardan gelmiştir. Karşılığı böyle olumsuzluklar olmamalıydı. Sanatçı kendi kendini yetiştirmek durumundadır. Yaşadığı kentin O'na bir değer katmış olduğu savunuluyorsa, o kentin söyleyecek sözünün olması gerekiyor. Oysa söyleyecek sözünün olduğunu sanmıyorum.

       -  'Son dönemde el ve ayakları ön plana çıkaran çalışmalar içindesiniz. Bu figüratif çalışmanın adı nedir?'

       - Sanatın soluksuz bir arayış olduğunu düşünüyorum. Bu da beni sürekli yeni üretimlere götürüyor. Son üç yıldır üzerinde çalıştığım "El-Ayak" figürleri halen sürüyor ve çalışmanın adını koyamadım henüz. Tam netleşmiş değil.


       - 'El ve ayaklar şimdilik durgun ya da daha az ifadeli, gözüküyorlar. Onlara bir devinim katılacak mı? Sevgi, şefkat, isyan örneğin?'

      - Nereye götürecekler beni, şu an bilemiyorum. Fakat birgün mutlaka estetik ve somut ürünler olarak günışığına çıkacaktır. Hangi duygu ve düşüncenin yansıması olduğunu bir uzman gözüyle söyleyemem. 'Bilinçaltı' belkide... Çok şey yapmak istediğimi ama kısıtlı olanaklarla yapamadığımı 'Eller' anlatıyor. 'Ayaklar' ise, benim yolculuklarda olmak ya da gidememek düşümü yansıtıyor diyebilirim ancak.

       - 'Bu alandaki çalışmalarınızla sergi açılacak mı?'

  - Bu çalışma nasıl sonlanacak bilemiyorum. Ama yine de izleyicilerin tepkilerini ve bakış açılarını öğrenmek açısından. sergilemeyi düşünüyorum... Ama henüz hazırlığım yok.

       - 'Trabzon ve yurt genelinde bir çok sergi açtınız.  Karikatüre olan ilgi iç açıcı mıdır?'

       - Karikatür, düşünce ve mizah öğesi ön planda olduğu için öncelikle ilgi çekiyor fakat bu noktada çok ciddiye alınmıyor. Yani sergiye gelen ilgi gösteriyor ama gelmeyen de özel bir çaba göstermiyor.

       - 'Karikatür bir eleştiri biçimi. Karikatürün de eleştirisi olduğunu varsayarsak, eleştiri alıyor musunuz? Ya da olumlu tepkiler..'

       - Samsun'da açtığım sergide adamın biri toplumsal çizmekle eleştirdi. Ezilmiş ve rahat olmayan insanları neden çizdiğimi sordu. Rahat olanları çizersem sevenlerimin çoğunlukta olacağını ifade etti. Öte yandan da, toplumsal bakış açısıyla çizmediğimi söyleyenler de çıkıyor. Onlar, kendilerini bir parti ile adlandıranlardır.Doğal karşılıyorum. Ama ben kendimi, birilerinin istediği şekilde yönlendiremem.



       - 'Karikatürcü adaylara ne söylemek istersiniz?'

       - Geri dönüp baktığımda artık 'Aday' falan göremiyorum. Yetenekleri keşfedilmemiş genç insanları manken ya da futbolcu olmaya yönlendirirsek, adaysız bir görüntü çıkar ortaya. Yine de karikatür çiizmeye ilgisi olan genç arkadaşlara söyleyebileceğim en önemli şey, sürekli okuyan, araştıran, etkinlikleri izleyen, seçici olan ve çizgi çalışan bir yapıda olmaları, bunun sonucu olarak da üretiyor olmaları gerekmektedir.

       - 'İstekli ya da isteksiz hep koşarak gittim Ganita'ya! Sadece yağışlı havalarda yağmurdan kaçtığımı
zannettiler... Ötesini bilemediler!..' Sizi hep Ganita'da görüyorum. Çalışmalarınızı da neredeyse hep bu mekanda yapıyorsunuz, lokaliniz yok mu?'

       - Karikatürcüler Derneği'nin merkezi İstanbul'da. Trabzon'da ise bir temsilci ve çalışmalarımızı sürdürebilmek için 'Karikatürevi' altında bir büromuz var. Fakat çizerler sağlıklı bir şekilde bir arada olamadıklarından büro da işlevsizleştirilmiş oluyor. Benim sürekli Ganita'da oluşum ise, orada daha iyi motive olabildiğim ve yazıp, çizip, okuyabildiğim bir mekan olmasındandır. Geçmişe göre bugün bu özelliğini yitirse de ben orada kendime ait bir dünya kurabiliyorum halâ.
       - "Artık yazar-çizerler de 'aykırılığı' popçular gibi basitleşmek olarak lanse ediyor. Kimsenin cesaret edemediği basit davranışları ve sansürsüzce konuşmayı hünermiş gibi gösteriyorlar. Bu konuda neler söyleniyor?"
       - Gerçek anlamda sanatçıların böyle basitliklere kaçacağını sanmıyorum. O'nlar hem ürettiklerinde hem kimliklerinde düzeysizliği barındırmamaları gerektiğini bilirler. Bunun aksi yaşanıyorsa bir yerde çok önemli bir problem var demektir. Bu da hiç uygun olmayan bir davranış biçimidir.



       - 'Siz de aykırısınız. Ama olması gereken bir aykırılık bu. Don Kişot'a öykünmenizden de bellidir bu. O'nunla özdeşleşen tarafınız?'

       - Don Kişot gerçek anlamda saldırmıştır değirmenlere. Oysa günümüzde, ürettiğinin meyvesini, şöhret ya da nakit olarak hemen almak isteyenler ancak saldırır gibi yapıyorlar. Üstelik karşılarındakinin değirmen olduğunu bildikleri halde. Böylece Don Kişot'muş gibi kendilerini göstermekten çekinmiyorlar.

       - 'Büyümeyecek içimdeki çocuk/ Sen de büyüme/ Hep çocuk kal, çocuk!' Yozlaşmayı çabuk benimseyen insan kitleleri ve sanat ortamında 'İnsan gibi insan' olarak bugüne gelmeyi nasıl başardınız?'

       - Bu söyleşinin en önemli sorusu bu bence. İnsanlık tarihi sürekli insan olmanın peşinde koşmuş, yine de başarıyı yakalayamamış durumda. Kötü insan olmak çok kolay. Ben işin kolayına kaçmadan yaşamaya çalışıyorum. Ayrıca filozofların düşünceleri ve yaşam biçimleri de beni derinden etkilemiştir.




 (NOT: Aşağıdaki yazı, Ömer TURAN tarafından kaleme alınmış ve 01 Kasım 2011 tarihinde 'Milliyet Blog' sayfasında yayımlanmıştır)

Bir Hüzünyüz Karikatürü: Muammer KOTBAŞ

       Karikatürlerini çok önceden takip etmemerağmen Muammer KOTBAŞ’la ilk yüz yüze tanışmamız dört yıl önce Ankara’daki Trabzon Günleri Fuarı’nda oldu. Suskun ve çekingen duruşu, ileri düzeyde alçakgönüllü ve insancıl yaklaşımı hemen fark edilebilen kişisel
özellikleri. Gerek Trabzon’a gelişlerinde gerekse farklı illerdeki etkinliklerde bir araya geldiğimizde; Muammer KOTBAŞ’ın hayata, insana ve dünyaya bakışındaki sanatsal estetiğin aslında bu kişiliğiyle bire bir uyum içinde olduğunu gördüm. Çünkü KOTBAŞ; popülizmden ve ucuz tartışmalardan uzak, tek derdi karikatür olan ve bunu meslek haline getiren bir sanatçı. 30 yıldır karikatür çiziyor, yazılar yazıyor, resim yapıyor…
       Muammer KOTBAŞ, Trabzon’un yetiştirdiği çok önemli sanatçılarından biri. Çizdiği
karikatürleriyle, 11’i yurtdışından olmak üzere toplam 48 ödülün sahibi. Yine yurt içi ve dışından
aldığı onlarca diploma, sertifika, teşekkür ve başarı belgesi var. Karikatür tutkusu daha
ortaokuldayken başlar. Çizdiği komik tiplerle sınıfın dikkatini dağıttığı için derslerden atılır.
Çizgi merakı lise yıllarında da devam eder. Lise son sınıfta bir arkadaşıyla birlikte okulun
panosuna “Mizah Köşesi” hazırlar. Okul idaresinden izin alınmadığı için karikatürleri 2 saat sonra panodan indirilir ve idareye sevk edilir. Bu olumsuzluklar onu karikatürden soğutmaz
aksine tetikleyici olur. İlk karikatürü 1981’de Karadeniz Gazetesi 'Taka Mizah Sayfası'nda
yayımlanır.
        Birkaç hafta sonra 'Taka Mizah Sayfası' Editörü Hikmet AKSOY tarafından gazeteye
çağrılır ve olumlu eleştiriler alır. Samsun’da Almanca Öğretmenliğini okurken çevre
konulu ilk sergisini 1983’de Trabzon’da açar. 1986’da üniversite öğrenimini yarıda
bırakarak Trabzon’a döner ve AÖF’ne kayıt yapar. Ancak son sınıfta bu okulu da bırakır.
Karadeniz ve Kuzey Haber gazetelerinde mizah ve sanat sayfaları hazırlar, günlük karikatürler çizer. Pikajörlük yapar. 1988’de 4 arkadaşıyla birlikte “Seranderliler Sanat Grubu” ile Dikili, Rize ve Trabzon’da, 1989’da ise Ali Mustafa ile kurduğu “Argonotlar Sanat Grubu” ile yine Dikili ve Trabzon’da açık hava sergileri açar.


'Galata Köprüsü'nde'- İstanbul
                     (Foto: Orhan ZAFER)


Sonra İstanbul’a gider ve 'Fırt Dergisi’nde çalışmaya başlar. Kalacak yeri olmadığı için dergi binasında sandalyeler üzerinde çoğu kez de yerde gazete kâğıtları üzerinde uyur. Oğuz ARAL ve ekibinin 'Fırt Dergisi’nden ayrılması üzerine bir süre daha çizer ve Trabzon’a döner. 1990’da 'Otostopla Türkiye’yi Dolaşarak Karikatür Sergileri Açmak' düşüncesini geliştirip, karikatürlerini yanına alarak çok az parayla 2,5 ay süren bir otostop yapar. Gittiği yerlerde sergiler açar. Parklarda, banklarda ve otogarlarda uyur. 1992, 1994 ve 1995’de de otostop yaparak Türkiye’nin büyük bir bölümünü karikatürleriyle gezer. Dönüşünde 'Hamsi Dergisi'nin kurucuları arasında yer alır.       
Tamer KÜÇÜK’le hazırlayıp 4 çizer arkadaşının da katkısıyla dünyada bir ilk olan 'Masaüstü Karikatür Sergisi'ni 'Ganita’da gerçekleştirir. 1995-2001 yılları arasında 'Trabzon Sanat Tiyatrosu’nda oyuncu olarak rol alır, sahne tasarımları yapar.
       Tiyatronun afiş ve broşürlerini hazırlar. Tekrar İstanbul’a gider ve bu kez 'Fesat Mizah Dergisi'nde karikatürler çizmeye başlar.  Kalacak yeri yine yoktur ve derginin çatı katında yatar. Derginin kapanması üzerine geri döner.
       İşsiz güçsüz, kötü ve zor koşullar onu kendi içine kapatır ama yine de üretimini sürdürür.
Yağlıboya resim çalışmaya başlar, yazılar şiirler yazar. Çalışmalarını bağımsız sürdürmek
üzere 2006’da Ankara’ya yerleşir. Muammer KOTBAŞ, bunca yıllık sanat geçmişine ve
çok üretmesine rağmen hak ettiği yerde mi? Bu sorunun yanıtını birkaç ay önce yayımladığı,
Muammer KOTBAŞ,  '30. Yıl” Manifestosu’nda bakın nasıl özetliyor.
'Bu ilan, beni tanımayanlar için bilgilendirme,  iş yaptıracak olanlar için hatırlatma, 
sömürmüş olanlar için de bir uyarıdır.'
       Yaşamı boyunca büyük bedeller ödediğini ve ancak, 'Bana 30 yılımı geri verebilirseniz size bedava çizerim' diyerek emeğini sömürenlere karşı tavrını açıkça ortaya koyuyor. Çalıştığı gazete ve dergilerde günlük ve haftalık karikatürler çizerken, sanat sayfaları hazırlarken emeğinin karşılığını tam olarak alamayan Muammer KOTBAŞ, ödül törenlerine çoğu zaman borç alarak gidebildi. Karton alacak parası yokken bile resmi kurumlara ve dostlarına broşür, afiş ve kitap kapakları çizdi. Çizimlerinden az da olsa para kazandığı zamanlar dışında, bazı dostlarının ve ailesinin harçlıklarıyla geçimini sürdürdü.
      Gözü çizmekten başka bir şey görmedi. Onurlu ve umutlu duruşunu hayatı boyunca korudu ve koruyor.
        İlgi görmek, fotoğraf karelerinde yer almak gibi ihtiras içinde olmadı. siyasiler karşısında ceket iliklemedi, hep sanatçı kişiliğiyle var oldu. Kurulan her üç dernekten birine başkan olmak gibi çabası ve merakı yoktu. Sadece sanatıyla uğraştı.
       Karikatüründe öz ve biçimi aynı değerde tutarak evrensel boyutlarda mizah yaptı. Konularını, toplumun ve olayların çelişkilerinden, yaralarından ve zıtlıklarından süzerek çizgisiyle buluşturdu. “Sanatla iç içe olmak , en iyi eğitimdir. Karikatür sayesinde kendimi birçok olumsuzluktan  kurtardım” diyen KOTBAŞ, bütün yolculuklarını sanatına ve sanatını şekillendiren insana yaptı.
           Nice başarı dolu yolculuklara Sevgili Muammer KOTBAŞ…
(Ömer TURAN, 01 Kasım 2011, Trabzon)